
figan düşer denizlere sular çekilir
yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
boynunu büker sabah kervanları kelebekler ölür
gitme
bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
şaşırır yönünü rüzgarlar
bütün pınarların suyu çekilir
solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm
gitme
öksüz kalır içimdeki imge dağları
saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı
bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez
çiçekler açmaz bahçemde ah be gülüm
Gitme
acılara mahkum olur yüreğim
ardında fırtınalar kalır, ayrılıklar, anılar, yanlızlıklar
boynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılar
alışamam yokluğuna, yokluğun ölüm
gitme
içimdeki bütün vagonlar devrilir
bir kar yağar istasyonlara, üşürüm
gel gitme sevgilim terketme beni
umutsuz çaresiz bekletme beni
gitme
bütün ormanlar ateşe verilir
kuşlarda gider bu kent de, ölürüm
gitme kal
menevşeler açsın dağlarda
sevince dönüşsün gökyüzü
iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm
yokluğuna alışamam yokluğun ölüm.
İnsanlar ikiye ayrılırlar:
Başkalar için yaşayanlar, başkaları sayesinde yaşayanlar.
Sorun olanlar, çözüm olanlar...
Ümit kıranlar, ümit verenler...
Dert üretenler, deva üretenler...
Şikayet edenler, çare bulanlar...
Aynı havayı soluyan,
aynı sıkıntıyı yaşayan,
aynı sevince ortak olan
iki insandan biri dert küpü olur çıkar,
diğeri deva küpü.
Biri şikayet üretir, öbürü çare.
Biri yük olur, öbürü yük taşır.
İç dünyalarında düğümlenir bütün iş..
Afâki âlemden kopup
gelen her mâlûmat,
her olay, her keyifiyet,
bizim ruh dünyamızı,
zihniyet dünyamızı,
gönül iklimimizi nasıl ve
neye göre biçimlendirip
işlettiğimize göre dönüşür, değişir.
Ağaç olmalı her insan...
Ağaç gibi olabilmeli her mü’min.
Müslüman müslümana
kötülük etmemeli...
Kötü ortamı mazeret
belleyip dönüşmemeli...
Bilakis, dönüştürmeli.
Ağaçlardan ders almalı.
Karbondioksit aldığı
ortamlardan bile oksijen üretmeli...
Ve ağaçlar misali,
birbirine bakmalı,
birbirine destek olmalı...

<<Önceki Sayfa |1/ 5|