hayatın içinden

blogcuyum, blogcusun, blogcu …

gitme




figan düşer denizlere sular çekilir
yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
boynunu büker sabah kervanları kelebekler ölür

gitme
bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
şaşırır yönünü rüzgarlar
bütün pınarların suyu çekilir
solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm

gitme
öksüz kalır içimdeki imge dağları
saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı
bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez
çiçekler açmaz bahçemde ah be gülüm

Gitme
acılara mahkum olur yüreğim
ardında fırtınalar kalır, ayrılıklar, anılar, yanlızlıklar
boynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılar
alışamam yokluğuna, yokluğun ölüm

gitme
içimdeki bütün vagonlar devrilir
bir kar yağar istasyonlara, üşürüm

gel gitme sevgilim terketme beni
umutsuz çaresiz bekletme beni

gitme
bütün ormanlar ateşe verilir
kuşlarda gider bu kent de, ölürüm

gitme kal
menevşeler açsın dağlarda
sevince dönüşsün gökyüzü
iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm
yokluğuna alışamam yokluğun ölüm.

insan


İnsanlar ikiye ayrılırlar:

Başkalar için yaşayanlar, başkaları sayesinde yaşayanlar.

Sorun olanlar, çözüm olanlar...

Ümit kıranlar, ümit verenler...

Dert üretenler, deva üretenler...

Şikayet edenler, çare bulanlar...

Aynı havayı soluyan,
aynı sıkıntıyı yaşayan,
aynı sevince ortak olan
 iki insandan biri dert küpü olur çıkar,
 diğeri deva küpü.

Biri şikayet üretir, öbürü çare.

Biri yük olur, öbürü yük taşır.

İç dünyalarında düğümlenir bütün iş..

Afâki âlemden kopup
gelen her mâlûmat,
 her olay, her keyifiyet,
bizim ruh dünyamızı,
zihniyet dünyamızı,
 gönül iklimimizi nasıl ve
 neye göre biçimlendirip
işlettiğimize göre dönüşür, değişir.

Ağaç olmalı her insan...

Ağaç gibi olabilmeli her mü’min.

Müslüman müslümana
kötülük etmemeli...

Kötü ortamı mazeret
 belleyip dönüşmemeli...

Bilakis, dönüştürmeli.

Ağaçlardan ders almalı.

Karbondioksit aldığı
ortamlardan bile oksijen üretmeli...

Ve ağaçlar misali,
birbirine bakmalı,
birbirine destek olmalı...

HAYAT




Hayat skor tabelası tutmak değildir.
Kaç arkadaşınız olduğu ya da kaçının sizi arkadaş kabul ettiği değildir.
Hafta sonu için planlarınızın olması değildir. Hafta sonunda yalnız olmanız da değildir.
Şu sıralar sevgiliniz olması değildir. Geçmişte sevgiliniz olması değildir.
Geçmişte kaç sevgiliniz olduğu değildir. Bugüne kadar hiç sevgilinizin olmaması da değildir.
Sizi kimin öptüğü değildir.
Aileniz ya da onların serveti değildir.
Hangi okula gittiğiniz değildir.
Ne kadar güzel ya da ne kadar çirkin olduğunuz değildir. Giydikleriniz, ayakkabılarınız değildir.
Ne çeşit müzik dinlediğiniz değildir.
Okul notlarınız değildir. Ne kadar akıllı olduğunuz değildir. Herkesin size verdiği akıl notu hiç değildir.
Hayat standart testlerinin belirlediği kişiliğiniz de değildir.
Hayat bir kağıda dökülmüş hayat hikayeniz ve bu hayat hikayesini kimin kabul ettiği de değildir.

Ama hayat; kimi sevdiğiniz, kimi incittiğinizdir. Kimi mutlu, kimi mutsuz ettiğinizdir.
Sizin olanları koruyabilme ya da mahvedebilmenizdir. Dostluklarınızdır.
Neyi söylediğiniz ve neyi kastettiğinizdir. Hangi önemli hüküm ve kararları verdiğiniz ve de niçin verdiğinizdir.
İçinizde sevgiyi taşımak, büyütmek ve dağıtmaktır.

Ama en önemlisi, yalnız başınıza asla gerçekleştiremeyeceğiniz bir şeyi yapmak, hayatınızı, başka insanların kalbine dokundurabilmektir.
Başkalarının kalplerini etkileyecek yolu ancak siz seçersiniz. ve hayat bu seçimlerdir zaten.
Hayat silgi kullanmadan resim çizme sanatıdır. ve insanlar böyle büyürler.

unutmayın; yaşama kendimizden ne katarsak, yaşam

<<Önceki Sayfa |1/ 5|